 |

11-10-2005, 18:59
|
 |
Irctr Toyu
|
|
Kayıt Tarihi: 04-07-2004
Mesaj: 100
Rep Power: 8
|
|
|
Ateist
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. "Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamiş. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayi adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam "TANRIM!!!" diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamiş. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
- "Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş. Adam utanç içinde: - "Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demiş.
Ses: - "Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya baslamis. Herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamiş:
- "Tanrım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."
__________________
Seni benim kadar seven varsa,
Sana benim kadar hasret kalsın.
|

11-10-2005, 21:40
|
 |
IrcTr Hastası
|
|
Kayıt Tarihi: 25-02-2005
Mesaj: 352
Rep Power: 7
|
|
|
ben genede hala bir takım olaylar sonucunda yaratılışın oluştuğuna inanıyorum
__________________
sen deli ben senden deli yakarız bu gemileri
|

11-10-2005, 21:42
|
 |
Irctr Bebesi
|
|
Kayıt Tarihi: 17-03-2005
Mesaj: 68
Rep Power: 7
|
|
|
__________________
The
Pro
Gamer..
|

12-10-2005, 00:58
|
 |
Administrator
|
|
Kayıt Tarihi: 12-08-2003
Mesaj: 245
My Mood:
Rep Power: 10
|
|
|
ayinin konusmasina inandin evrime inanmadin.. " dayatmalardan vazgecin biraz dusunup ona gore yargilayin dunyayi " .. bu yaziyi yazan her aksam oruc acarken bu hikayeyi dusunsun ve sukretsin bence haline.. haa bi de dogru yere yazmissin komik sayfalar ve olaylar tespit gayet dogru hehh
__________________
yada yadayada..
jug tarafından : 12-10-2005 01:16 tarihinde düzenlenmiştir..
|

12-10-2005, 23:58
|
 |
IrcTr Hastası
|
|
Kayıt Tarihi: 25-02-2005
Mesaj: 352
Rep Power: 7
|
|
maymundan gelmiş yada ortak atadan gelmiş ya da ap ayrı bir yerden gelmiş de olabiliriz... ama bence bi anda adem ile havva şekilde gelmedik yada ne bilim bütün bu dünya sadece bizim için de yaratılmadı.. sizce kos koca evren (ki teorik olarak her gün daha da büyüyor ) sadece bizim için yaratılmış mıdır?? ayrıca insanların en üstün olduğunu nerden biliyoruz??örneğin hayvanların iletişim kurayıp düşünemediklerini nerden biliyoruz belki sadece ihtiyaç duymuyolar.. bu örnek zayıf oldu gerçi şöle diyim bu evrende bizden başka canlı olmadığını onların bizden üstün yada daha alt seviyede olmadıklarını nerden biliyoruz...
p.s. bak bir sürü soru 
__________________
sen deli ben senden deli yakarız bu gemileri
|

13-10-2005, 05:51
|
 |
Mod Team [SS]
|
|
Kayıt Tarihi: 30-11-2003
Mesaj: 488
Rep Power: 10
|
|
Quote:
|
Originally Posted by -dreadful-
bende bu evrim olayini alayamiyorum
madem maymundan geliyorouz niye hala ortalikta maymunlar var, onlar niye insan olamadi yahu?
simdi diyeceksiniz maymundan gelmiyoruz, maymunla ortak `ata`dan geliyoruz...
gecin bunlari cikarin artik su at gozluklerini
ps: bu konudaki sorular itina ile yanitlanir, aklinda suphe olan uyelerimiz bana ulasabilirler...
- hayirli ramazanlar
|
Yazına cevaben bi sitede bişeyler buldum. Okursan evrim teorisini biraz daha anlayabilirsin. Sana da hayırlı ramazanlar.
İnsanın evrimi
İnsan, omurgalılara omurgasızlardan daha yakındır(omurgası var)
Memelilere diğer omurgalılardan daha yakın(tüylü, süt bezi var, kulakta 3 kemik)
Primatlara da diğer memelilerden daha yakın(pençe yerine tırnak, 4 kesici diş)
Şempanze ve gorile diğer primatlardan daha yakın. İnsan- şempanze ayrımı yaklaşık 4-14 milyon yıl önce oluştu, 5-6 diyenler de var, kesin değil. İnsanla şempanzenin DNA ve protein yapıları %99 benzer, gorille %98,6
İnsanda 23 kromozom bulunurken şempanzede 24 tane bulunur, kan proteinleri %100 aynıdır.
İnsanlığın evrim zinciri şu şekildedir
Australopithecus anamensis: buna ait iskeletler 4.1 milyon yıl öncesine aittir. Maymuna benzer, kısa boylu, küçük beyinli(günümüz maymun beyni kadar), kalın kaş kemerli. İnsanın atası olması özelliğini iki ayak üzerinde durabilmesine borçludur. Tam dik duramasa da bu özelliği vardır. iki ayak üzerinde yürüme özelliğinin, büyük ormanların kurumasına ve besinlerin açık arazilerden bulunması gerektiğine bağlanır. Yürümeye çalıştılar, bunu yavrularına da öğrettiler, yani illaki genlerinde bir değişiklik olması gerekmiyor.
Karşı görüş: Açık arazide 4 ayak üzerinde yürüyen başka bir sürü canlı var, onlar neden 2 ayaklı olmadılar.
CEVAP: Bunlar aslında bu özelliği ormanda kazandılar, yani yüksekteki meyvelere erişmek için iki ayak üzerinde durmaya çalıştılar, daha sonra açık arazilere geçince bu özelliğe iyice gerek duyulmaya başlandı.
Australopithecus afarensis(Lucy):3.2 milyon yıl öncesine aittir. Beyni çok az büyümüştür. 380-550 cm3.. taşları kullanmıştır ama alet yapamamıştır. Şempanze de alet kullanabilir ama yapamaz.
.......(başka Aus... türleri de var)
Homolara gelinceye kadarki türler etçildi., homolarla birlikte etçilik başladı. Homolara geçişin sebebi ise bir iklim değişikliği olsa gerek.
Homo haiblis:2,5 milyon yıl öne ortaya çıkmıştır. Alet yapabiliyor, av aleti. Beyni 600-750 cm3’tür.
Bu, ilk üç tür Afrika kökenlidir.
Homo erectus:1.8 milyon yıl önce atası Afrika’dan yola çıkmış, ama Asya’da evrimleşmiş. 900.000 yıl önce yaşamıştır.Ateşi kullanmıştır, tam dik yürüyen ilk insan, beyni 775-1200 cm3.
Neanderthal: 200.000-30.000 yıl önce yaşamışlardır, ancak son yapılan DNA çalışmaları sonucunda bunların insanın soy zincirinde yer alamayacağı anlaşılmıştır. Bunlar başka bir insansı türdü, ama insan değillerdi. Bunların yerini normal insanlar aldı. Ayrıca bebek ölümleri ve hastalık gibi sebeplerden dolayı bunlar yok oldular. Ölü gömme adetleri vardı. Beyni 1300-1610 cm3.
Cro-magnon: Neanderhallerin yerini birden bunlar aldı ve bunlardan günümüz insanı evrimleşti.
Homo sapiens sapiens(günümüz insanı): 30000 yıl önce ortaya çıktılar, gelişmiş avcılık, hayvancılık, çiftçilik yapıyor, dili kullanabiliyor, büyük topluluklar kuruyordu. İlkel sanat yapabiliyordu. son buzul çağının bitimiyle(9000-7000 yıl önce) yerleşik hayata geçtiler. Beyni 1200-2000 cm3
Karşı görüş: Neandertaller eski bir insan ırkıdır, Australopithecus ise eski bir maymun türüdür, soyları tükenmiştir.
EVRİMCİ:1-Neandertallerin insan olmadığı genetik olarak ispatlanmıştır
2-Bir tür yok olacaksa neden yaratılır ki, hadi yok olan insanlar sapkınlık yaptılar, büyük suçlar işlediler de yok oldular, peki Australopithecus dediğin maymunlar neden yok oldu, onların yaratılmasının anlamı neydi.
__________________
- Soru ekleri ayrı yazılır. -mı, -mi, mısın, misin, musun
- ya da bu şekilde yazılır.
- kitap kimde? - kitap evde --> derken de bitişik yazılır.
ahmet de, fatma da, ayşe de, bu da, o da, şu da geliyor. --> ayrı yazılır.
yine de, ve de --> ayrı yazılır.
- bilmem ki, bilmez ki, der ki, duydum ki --> ki ayrı yazılır
- kiminki? ayınınki, kedininki, köpeğinki --> bitişik yazılır.
- Her kelimenin değil noktadan sonrakilerin ilk harfi büyük yazılır.
|

13-10-2005, 21:58
|
 |
IrcTr Hastası
|
|
Kayıt Tarihi: 25-02-2005
Mesaj: 352
Rep Power: 7
|
|
evet maalesef bunların hepsi sadece iddia keşke şöle filmlerdeki gibi zaman makinemiz falan olsa da bunları öğrenebilsek(gerçi teorik olarak bu da mümkün ama sadece geleceğe) neyse elimizdeki yetincez napalım 
__________________
sen deli ben senden deli yakarız bu gemileri
|

17-10-2005, 02:46
|
 |
Irctr Acemisi
|
|
Kayıt Tarihi: 15-01-2005
Mesaj: 22
Rep Power: 0
|
|
Ancak Darwin teorisinin pek çok açmazla karşı karşıya olduğunun farkındaydı. Bunları kitabının "Teorinin Zorlukları" (Difficulties on Theory) adlı bölümünde itiraf ediyordu. Bu "zorlukların" başında, fosil kayıtları, canlılardaki tesadüfle açıklanması mümkün olmayan kompleks organlar (örneğin göz), canlıların içgüdüleri gibi konular geliyordu. Darwin bu zorlukların ileride yapılacak yeni keşiflerle çözüleceğini ummuş, bazılarına da çok yetersiz açıklamalar getirmişti. Amerikalı fizikçi Lipson, Darwin'in bu "zorlukları" hakkında şu yorumu yapar:
Türlerin Kökeni'ni ilk okuduğumda Darwin'in genelde sunulan tablonun aksine, kendisinden pek de emin olmadığını fark etmiştim. "Teorinin Zorlukları" başlıklı bölüm, örneğin, çok belirgin bir güvensizlik yansıtmaktadır. Bir fizikçi olarak, gözün nasıl ortaya çıkmış olabileceği yönündeki yorumları karşısında şaşkınlığa düştüm."
"Yine o dönemde bilim dünyası, hücrenin yapısı ve fonksiyonları hakkında son derece ilkel bir anlayışa sahipti. Eğer Darwin elektron mikroskobuna sahip olsaydı, hücredeki ve hücrenin organellerindeki akıl almaz karmaşıklığa bizzat şahit olacaktı. Bu denli kompleks bir sistemin küçük rastlantısal değişimlerle meydana gelemeyeceğini kendi gözleriyle görecekti. Eğer biyomatematikten haberi olsaydı, değil hücrenin, tek bir protein molekülünün bile rastlantılarla oluşamayacağını anlayacaktı. "
"Darwin'in kitabının yol açtığı yankılar sürerken Avusturyalı botanikçi Gregor Mendel 1865 yılında kalıtım kanunlarını keşfetti. Mendel'in yüzyılın sonuna kadar pek duyulmayan keşifleri 1900'lü yılların başında genetik biliminin ortaya çıkmasıyla önem kazandı. Yine aynı yıllarda genler ve kromozomların yapısı keşfedildi. 1950'li yıllarda genetik bilgiyi saklayan DNA molekülünün keşfi ise teoriyi büyük bir krize soktu. Çünkü hem canlılığın Darwin'in sandığından çok daha kompleks olduğu, hem de Darwin'in öne sürdüğü evrim mekanizmalarının geçersizliği ortaya çıkmıştı Bütün bu gelişmelerin, Darwin'in teorisini tarihin tozlu raflarına kaldırması gerekirdi. Ancak belli çevreler ısrarla teoriyi yenilemeye ve her ne şekilde olursa olsun bilimsel platforma yerleştirmeye çalıştılar. Bütün bu çabalar, teorinin ardında bilimsel kaygılardan çok ideolojik birtakım hedeflerin olduğunu göstermesi açısından oldukça anlamlıydı"
Evrim teorisine göre bütün canlılar birbirlerinden türemişlerdir. Önceden var olan bir canlı türü, zamanla bir diğerine dönüşmüş ve bütün türler bu şekilde ortaya çıkmışlardır. Teoriye göre bu dönüşüm yüzmilyonlarca senelik uzun bir zaman dilimini kapsamış ve kademe kademe ilerlemiştir.
Bu durumda, iddia edilen uzun dönüşüm süreci içinde sayısız ara türlerin oluşmuş ve yaşamış olmaları gerekir.
Bu iddiaya göre geçmişte, balık özelliklerini hala taşımalarına rağmen, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmış olan yarı balık-yarı sürüngen canlılar yaşamış olmalıdır. Ya da sürüngen özelliklerini taşırken, bir yandan da bazı kuş özellikleri kazanmış sürüngen-kuşlar ortaya çıkmış olmalıdır. Bunlar, bir geçiş sürecinde oldukları için de, sakat, eksik, kusurlu canlılar olmalıdır. Evrimciler geçmişte yaşamış olduklarına inandıkları bu hayali yaratıklara "ara-geçiş formu" adını verirler.
Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte yaşamışlarsa bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması gerekir. Ve bu ucube canlıların kalıntılarına mutlaka fosil kayıtlarında rastlanması gerekir. Çünkü bu ara geçiş formlarının sayısının bugün bildiğimiz hayvan türlerinden bile fazla olması ve dünyanın dört bir yanının fosilleşmiş ara geçiş formu kalıntılarıyla dolu olması lazımdır. Darwin, Türlerin Kökeni'nde bunu şöyle açıklamıştır:
Eğer teorim doğruysa, türleri birbirine bağlayan sayısız ara-geçiş çeşitleri mutlaka yaşamış olmalıdır... Bunların yaşamış olduklarının kanıtları da sadece fosil kalıntıları arasında bulunabilir.1
Evrim teorisine göre hayat suda evrimleştikten sonra amfibiyenlerle karaya taşınmıştır. Amfibiyenlerin bir kısmı da yine teoriye göre sürüngenlere dönüşüp tam bir kara hayvanı haline gelmiştir. Böyle bir dönüşümün fizyolojik ve anatomik yönden imkansız olduğunu, örneğin su içinde gelişen amfibiyen yumurtasının, kuru ortamda gelişen sürüngen yumurtasına evrimleşmesinin mümkün olmadığını gösteren çok sayıda delil vardır.
Fosillere baktığımızda ise, zaten böyle bir dönüşümün yaşanmadığını görürüz: Sürüngenler, amfibiyenler ile aralarında hiçbir ilişki olmadan, hiçbir "ataları" bulunmadan yeryüzüne çıkmış canlılardır. Omurgalı paleontolojisi konusunda otorite sayılan evrimci Robert Carroll "en erken sürüngenlerin, tüm amfibiyenlerden çok farklı olduklarını ve atalarının hala belirlenemediğini" kabul etmek zorunda kalırAncak evrim masalının imkansız senaryoları bununla da bitmez. Bir de karaya çıkmış olan bu canlıları "uçurmak" gerekmektedir! Evrimciler, kuşların bir şekilde evrimleşmiş olmaları gerektiğine inandıkları için, bu canlıların sürüngenlerden geldiklerini iddia ederler. Oysa, kara canlılarından tamamen farklı bir yapıya sahip olan kuşların hiçbir vücut mekanizması kademeli evrim modeli ile açıklanabilir durumda değildir. Herşeyden önce kuşu kuş yapan en önemli özellik, yani kanatlar, evrim için çok büyük bir çıkmazdır. Türk evrimcilerden Engin Korur, kanatların evrimleşmesinin imkansızlığını şöyle itiraf eder:
Gözlerin ve kanatların ortak özelliği ancak bütünüyle gelişmiş bulundukları takdirde vazifelerini yerine getirebilmeleridir. Başka bir deyişle, eksik gözle görülmez, yarım kanatla uçulmaz. Bu organların nasıl oluştuğu doğanın henüz iyi aydınlanmamış sırlarından birisi olarak kalmıştır
1949'da ise British Museum'un paleontoloji bölümünden Kenneth Oakley yeni bir yaş belirleme metodu olan "flor testi" metodunu, eski bazı fosiller üzerinde denemek istedi. Bu yöntemle, Piltdown Adamı fosili üzerinde de bir deneme yapıldı. Sonuç çok şaşırtıcıydı. Yapılan testte Piltdown Adamı'nın çene kemiğinin hiç flor içermediği anlaşıldı. Bu, çene kemiğinin toprağın altında birkaç yıldan fazla kalmadığını gösteriyordu. Az miktarda flor içeren kafatası ise sadece birkaç bin yıllık olmalıydı. Flor metoduna dayanılarak yapılan sonraki kronolojik araştırmalar, kafatasının ancak birkaç bin yıllık olduğunu ortaya çıkardı. Çene kemiğindeki dişlerin ise suni olarak aşındırıldığı, fosillerin yanında bulunan ilkel araçların ise çelik aletlerle yontulmuş adi birer taklit olduğu anlaşıldı.3 Weiner'in yaptığı detaylı analizlerle bu sahtekarlık 1953 yılında kesin olarak ortaya çıkarıldı. Kafatası 500 yıl yaşında bir insana, çene kemiği de yeni ölmüş bir orangutana aitti! Dişler, insana ait olduğu izlenimini vermek için sonradan özel olarak eklenmiş ve sıralanmış, eklem yerleri de törpülenmişti. Daha sonra da bütün parçalar, eski görünmeleri için potasyum-dikromat ile lekelendirilmişti. Bu lekeler, kemikler aside batırıldığında kayboluyordu. Sahtekarlığı ortaya çıkaran ekipten Le Gros Clark "dişler üzerinde yıpranma izlenimini vermek için, yapay olarak oynanmış olduğu o kadar açık ki, nasıl olur da bu izler dikkatten kaçmış olabilir?" diyerek şaşkınlığını gizleyemiyordu.4 Tüm bunların üzerine "Piltdown Adamı", 40 yılı aşkın bir süredir sergilenmekte olduğu British Museum'dan alelacele çıkarıldı Birçok otorite Osborn'u destekledi. Bu tek dişe dayanılarak Nebraska Adamı'nın kafatası ve vücudunun rekonstrüksiyon resimleri çizildi. Hatta daha da ileri gidilerek Nebraska adamının, eşinin ve çocuklarının doğal ortamda ailece resimleri yayınlandı
ve diğerleri http://www.evrimaldatmacasi.com/index.php
Allah sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir NAHL SÛRESİ/70
Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: “Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah’ı inkâr mı ediyorsun?”KEHF SÛRESİ/37
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan2, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan3 yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hale gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir HAC SÛRESİ/5
Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır. Allah’a koştuğunuz ortaklardan, bunlardan herhangi bir şeyi yapabilen var mı? O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. RÛM SÛRESİ/40
Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir! MÜ'MİN SÛRESİ/64
http://www.diyanet.gov.tr/kuran/fihr...n%20yaratılışı adresine başvurun
|

19-10-2005, 19:04
|
 |
Irctr Toyu
|
|
Kayıt Tarihi: 04-07-2004
Mesaj: 100
Rep Power: 8
|
|
 Öncelikle böyle bir tartışmaya yol açtığım için üzgünüm ve herkesten özür dilerim.O fıkrayı sadece oruç ile ilgili olduğu için yazdım.İnsanların dinine,ırkına veya konuştuğu dile bakmadığım ve önemli olan insanın kişiliği'dir diye düşündüğüm için fıkranın Ataizm veya evrim tarafını hiç düşünmedim veya düşünemedim.(Bu tür tartışmalara yol açtığım konularda bu savunmam geçerlidir).Oruç tutmadığım ve dolayısıyla oruç açamayacağım için hikayeyi düşünme fırsatı bulamadım.(2 günlük yemeği bi' öğünde(sahur) yedikten sonra ve öğlene kadar uyuduktan sonra,böylece işin maneviyat kısmını zedelediğimi düşündüğümden dolayı tutmuyorum).Tekrar herkesten özür diliyorum.
__________________
Seni benim kadar seven varsa,
Sana benim kadar hasret kalsın.
|

19-10-2005, 20:45
|
 |
IrcTr Hastası
|
|
Kayıt Tarihi: 25-02-2005
Mesaj: 352
Rep Power: 7
|
|
|
neden özür diliyorsun ki tam tersi sevinmelisin çünkü bence en zevkli konulardan bir oldu bu
__________________
sen deli ben senden deli yakarız bu gemileri
|
|
Şuan bu mesajı okuyan: 1 kişi (0 üye ve 1 ziyaretçi)
|
|
|
| Konu Araçları |
|
|
| Rate This Thread |
|
|
Gönderme Kuralları
|
Yeni konu açabilirsiniz not
Cevap yazabilirsiniz not
Dosya ekleyebilirsiniz not
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz not
HTML kodu Kapalı
|
|
|
Saat birimi GMT +3. Şuan saat 01:42.
|